Merak Ettikleriniz

Modern saç ekimi ilk olarak 1930’lu yıllarda Japonya’da gerçekleştirilmiştir. Batı dünyasında ise ilk olarak 1950’li yıllarda uygulanmaya başlamıştır. O tarihten günümüze teknik zaman içinde teknolojinin ilerlemesi ve saç ve saçlı deri yapısının daha iyi anlaşılmasıyla mükemmelleşmiştir.
Günümüzde 50 yaş üzeri erkeklerin yüzde 70’i saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıyadır. Bunun sonucunda da saç ekiminin erkekler için en çok uygulanan kozmetik cerrahi olması sürpriz değildir. Saç kaybı sadece erkeklere özgü değildir. Birçok bayan da saç kaybı veya seyrekleşmesi sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Saç kaybı genetik kalıtıma bağlı olarak, yaşlanmayla beraber, travmatik yaralanmalar sonrası veya çeşitli tıbbi rahatsızlıkları takiben oluşmaktadır. Neden ne olursa olsun vücutta yeterli saç kökü olan tüm hastalara başarıyla saç ekimi yapılabilir. Sadece kafa derisinde değil kaş, bıyık ya da sakal gibi vücutta kıl olan tüm bölgelerdeki kayıplarda da bu yöntemle başarılı sonuçlar alabilmekteyiz.
Saç ekimi uygulamalarında hedefimiz hastalarımıza operasyon esnası ve sonrasında en az rahatsızlıkla, modern tıbbın izin verdiği en konforlu şekilde doğal görünümlü sağlıklı saçlar kazandırmaktır.
Uygulamada genellikle enseden alınan saç kökleri hedeflenmiş saçsız bölgeye ekilmektedir. Alınan bu saç köklerine greft denmektedir. Seyrek olarak bazı durumlarda hastamızın ensesinde veya şakak bölgesinde yeterli yoğunlukta sağlıklı saç bulunmamaktadır. Bu gibi durumlarda hastamızın kolları ya da göğüs duvarı gibi kıl içeren başka bölgelerinden de saç kökü alabilmekteyiz.
Kliniğimizde iz bırakmayana FUE yöntemi de ensede iz bırakabilen FUT yöntemi de başarıyla uygulanmaktadır. FUE yönteminde saç kökleri tek tek alınarak eksik olan bölgelere ekilirken FUT yönteminde enseden saç içeren bir deri hattı çıkarılmaktadır.
Saç nakline aday olan hastaların, verici alan olarak kullanılmak üzere kafalarının arka ve yan taraflarında sağlıklı saçları olmalıdır. Saç rengi, sertlik derecesi, dalgalı ve gür olması gibi diğer faktörler de yapılacak girişimin sonucunu etkilemektedir. Hangi yöntemin daha uygun olacağına hastamızın saç ve kafa derisi analizinden sonra hastamızın öncelikleri göze alınarak hastamızla ortak karar verilmektedir. Her ne kadar sıklıkla iz bırakmayan FUE yöntemi tercih edilse de FUT yöntemi de kullanılabilmektedir. Saç ekimi sadece kellik için değil seyrelmiş bölgelerde saç yoğunluğunu arttırmak için de başarıyla kullanılabilir.
Saç ekiminin risklerinin en aza indirilmesi için hastane ortamında yapılmasında fayda vardır. Ekimin konuda iyi bir eğitim almış deneyimli Plastik cerrahlar tarafınca gerçekleştirilmesi en iyi sonuçların alınmasında çok önemlidir. Saç ekiminin birden fazla plastik cerrah içeren bir ekip tarafınca gerçekleştirilmesi tedavinin başarısını arttırmaktadır. Medipol Hastanesi’nde, kliniğimizde saç ekimi uygulamaları bu şekilde yapılmaktadır.
Uygulama saç kaybının miktarına bağlı olarak 3 ila 6 saat arasında gerçekleşmektedir ve saçsız alan çok büyük ise tedavinin tamamlanması için bir kaç seans gerekebilmektedir. Genellikle müdahale sedasyonla (sakinleştirme) lokal anestezi altında yapılmaktadır. Saç ekiminden sonra başa özel bir sargı bandaj uygulanır ve 1-2 saat sonra eve gidilebilir. Standart ağrı kesiciler ağrı kontrolü için yeterlidir. Uygulanan bandaj ekimi takip eden sabah çıkartılıp pansuman yapılır. Daha sonra bandaj uygulamaya gerek yoktur saçlar açık bırakılır ve pansuman gerekmez. Saç ekimi operasyonu tamamlandıktan hemen sonra bile işinize devam edebilirsiniz. Ancak çok ağır ve tozlu işlerde çalışıyorsanız 1 ya da 2 günlük bir izin almanız yeterlidir. Ayrıca operasyondan sonra şişlik minimaldir ve çok rahatsız etmez fakat ekilen saçların etrafında 3-4 gün içerisinde kaybolması beklenen kabuklanma olabilir. Ekim sonrası 2. ya da 3. günden itibaren saçlarınız yıkayabilirsiniz.
Operasyonda ekimin başarılı olabilmesi için ekilen saç köklerinin yerleştirildikleri bölgede hızlı bir şekilde kanlanması yani “tutması” gerekmektedir. Doğru yapıldığı takdirde saç ekiminin başarı oranı çok yüksektir. Doğal bir görünüm için saçların kel olan bölgelere doğru mesafede, doğru açıyla ve doğru yoğunlukta ekilmesi çok önem taşımaktadır.
Her tıbbi girişim gibi saç ekimi de çeşitli riskler taşımaktadır. Saç ekimi uzun süren bir uygulamadır ve kelliğin derecesine bağlı olarak 1-2 yıllık bir süreçte birkaç ekim gerekebilir. Olası komplikasyonlar istenilen sonucun alınamaması, enfeksiyon ve belirgin yara izi kalmasıdır. Tüm bu komplikasyonlar, uygulama deneyimli bir Plastik cerrah tarafından hastane ortamında gerçekleştirilirse çok seyrektir. Operasyon sonrası ağrı kesicilerle kontrol edilebilen ağrı, rahatsızlık hissi, bir miktar morarma ve şişme izlenebilir. Saç alınan ve ekilen bölgelerde 2-3 ay içerisinde kendiliğinden düzelen hissizlik oluşabilir.
Ekilen saçlar ekimi takip eden bir kaç hafta içerisinde dökülecektir. Bu normal bir durumdur ve 4-6 ay sonra tekrar çıkacaklardır. Bu geçici dökülme düzeldikten sonra ekilen saç kökleri karakterlerini korurlar ve dökülmezler. Fakat aynı bölgedeki orijinal saçlar zaman içerisinde dökülmeye devam edebilirler ve saç yoğunluğunun azalmasında bağlı olarak gelecekte yeni bir saç ekimi planlanabilir. Cerrahi sonrası saç kaybı ilerleyici olarak devam eder, özellikle de yeni saç çizgisi bölgesinde doğal olmayan bir görünüm meydana gelirse, ileri dönemde yine ek cerrahi girişim gerekebilir. Saç ekimi ciddi bir cerrahi uygulamadır. Deneyimli bir ekipçe mümkünse birden çok Plastik cerrahın gözetimi altında tam teşekküllü hastane şartlarında uygulamanın yapılması riskleri en aza indirip en iyi sonuçların alınmasında çok önem taşımaktadır.
Saç operasyonundan sonra yara kabukları dökülene kadar saç yıkamalarına dikkat etmek gerekir. Yıkamaya başlamanda önce size reçete edilecek kremi saç ekilen bölgelere yavaşça uygulamanız gerekmektedir. Yıkama esnasında şampuan saçın her bölgesine eşit miktarda yayılır ve bastırmadan hafif dokunuşlarla saç derisine masaj yapılarak uygulanır.